İllüstrasyon: Alex Eben Meyer

007: Kara Kutudaki Gelecek

Geçtiğimiz hafta açığa çıkan Volkswagen skandalı, aslında bir süredir üzerine yazmak istediğim önemli bir meseleyi tekrar gündemimize taşıdı. Teknolojinin kontrolsüz ve dengesiz gelişiminin beraberinde getirdiği en büyük risklerden birisini, belki de çoğu insanın hiç beklemediği bir şekilde karşımızda bulduk.

Hatırlamayanlar ya da konuyu tam olarak okuma fırsatı bulamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, EPA Volkswagen’a gönderdiği bir mektupla, yeni nesil dizel arabalarının büyük bir kısmına özel bir yazılım yüklediğini ortaya çıkardı. Bu yazılımın görevi, karbon emisyonu testlerinde hile yapmasını ve normalde çok daha fazla karbon tüketirken, bu rakamı daha az göstererek testlerden geçebilmesini sağlamış. Geçtiğimiz gün öğrendiğimiz üzere, yan markaları olarak adlandırabileceğimiz Audi ve Porsche da bu hileyi araçlarında kullananlar arasında.

Bir şirketin sırf daha fazla para kazanabilmek adına hile yapması veya yalan söylemesi çok da şaşırtıcı gelmiyor olabilir. Ancak bu olayda iki önemli sorun var. İlki, Volkswagen bu hareketiyle hem doğayı hem de insanları büyük bir riske atıyor. Küresel iklim değişikliğinin geldiği boyutları düşündüğümüzde, bu zaten tüm insanlığı riske atan bir hareket. Ancak bunun yanı sıra araçların gerçekte yaptığı aşırı karbon tüketimi yüzünden birçok insanın sağlığının bozulmuş ve hatta bu yüzden hayatlarını kaybetmiş olması da yüksek bir ihtimal. Bu bağlamda Volkswagen’in bu hareketi bir insanlık suçu olarak bile tanımlanabilir.

İkinci ve daha büyük sorun ise teknolojinin, özellikle büyük şirketler eliyle üretilenlerin, denetlemelerden uzak oluşu ve telif hakkı gibi bahanelerle birer kara kutuya dönüştürmesi. Benim asıl üzerine konuşmak istediğim mesele de bu: Teknolojinin kullanıcıları tarafından kontrol ve müdahale edilemez hâle gelişinin ve bu sayede birçok denetimden ve kontrol mekanizmasından kendilerini koruyabilmelerinin bizler için nasıl büyük bir tehdit olduğu ve bunun gelecekte bizleri daha büyük tehlikelere atmasını önlemek için neler yapmamız gerektiği.

Okumaya devam et

3d additivism

[Çeviri] 3D Additivist Manifesto

[3D Additivist Manifesto, daha önce Tuhaf Gelecek’in konuğu ve konusu olmuştu. Üzerine okurken ve çalışırken, manifestonun Türkçeye kazandırılmasının da önemli olacağını düşündüm ve geçtiğimiz haftalarda çevirisine başladım. Çeviri sonunda tamamlandı ve artık yayında. Eğer paylaşmak ya da çıktısını almak için güzel tasarlanmış bir PDF’ini arıyorsanız buradaki linke bakabilirsiniz. -AAS]

The 3D Additivist Manifesto

video manifesto: additivism.org/manifesto
çağrıya cevap ver: additivism.org/cookbook

Morehshin Allahyari & Daniel Rourke, 2015
Türkçe Çeviri: Ahmet A. Sabancı

Okumaya devam et

006: Teknofetişizm, Teknofobi ve Arada Kalanlar

what is technology

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle Silikon Vadisi’nin büyük katkıları sayesinde, teknolojiyi her alanda bir kurtarıcı olarak görme hastalığı baş göstermiş durumda. Her sorunu tamamen mekanik ve teknik bir meseleye dönüştürmeye ve ona teknolojiyle bir çözüm getirmeye çalışmak her ne kadar cezbedici görünse de, teknolojinin birçok alanda başımızı ağrıtıyor olmasının temel sebeplerinden birisi bu.

Bugün teknofetişizm ve teknofobi arasındaki ince çizgiyi ve felsefenin neden önemli olduğunu konuşacağız.

Okumaya devam et

005: Sihir, Algoritmalar ve Ötesi

installation-wizard

Gelecek büyücülerin, cadıların, sihirbazların, şamanların ve kahinlerin geleceği. Sadece yanlış tanımları kullandığımız için bunu göremiyoruz.

Yukarıdaki cümle sizin için bir anlam ifade etmiyor ya da fazla iddialı gelmiş olabilir. Hatta şu anda maili silip abonelikten çıkmayı bile düşünüyor olabilirsiniz. Ama biraz sabredin ve benimle birlikte devam edin. Oldukça keyifli bir bölüm olacak bu.

Bu bölümde biraz sihirden ve teknolojiden konuşacağız. Tuhaf Gelecek’ten merhaba!
Okumaya devam et

004: Tasarım-Kurgu, Şirketlerin Hayalleri ve İdeolojileri

bunu-hak-ettin

Şirketler de hayal kurar mı? Kurduklarını biliyoruz ama bunda pek de yetenekli değiller maalesef. Eksik ve sorunlu hayaller kuran şirketlerle birlikte gitmekte olduğumuz geleceğin bize neler getirebileceğini hiç düşünüyor muyuz? Peki biz geleceği nasıl kurguluyoruz?

Bu hafta şirketlerin tasarım-kurgularından ve tasarım-kurgu – ideoloji ilişkisinden konuşacağız. Tuhaf Gelecek’ten merhaba!
Okumaya devam et

003: Tasarım Kurgu 101


Bir gün içerisinde ne kadar tasarımla etkileşime girdiğinizi hiç düşündünüz mü? Ya da “Keşke şunu başka türlü tasarlasalardı, öyle daha iyi olurdu” dediğiniz oldu mu? Peki bir şeyin tasarımının değişmesinin sizi ciddi anlamda etkilediği bir olay yaşadınız mı? Peki bunları düşünürken aslında bu konuların hayatımızda ne kadar ciddi bir yer kaplamaya başladığını fark ettiniz mi?

Bugün biraz tasarım ve tasarım-kurgu üzerine konuşacağız. Tuhaf Gelecek’ten merhaba!
Okumaya devam et

001: Kavramlar, Memler, Mitler

Cyber-police is here!Geçtiğimiz hafta yeni başlayan polisiye dizi CSI:CYBER’ı izlediğimde, aslında uzunca süredir kafamda dolanan ve tahminimce birçok insanın da düşündüğünü tahmin ettiğim bir şeyi Twitter’a yazmıştım. Bunun üzerine yazmak bu hafta için aklımdaydı ama yukarıdaki fotoğrafı görene kadar bir türlü şekillendirememiştim bu bölümü. Bunu görür görmez her şey yerine oturdu.

Bu hafta meselemiz kavramlar ve kültür. Tuhaf Gelecek’ten merhaba!
Okumaya devam et