004: Tasarım-Kurgu, Şirketlerin Hayalleri ve İdeolojileri

bunu-hak-ettin

Şirketler de hayal kurar mı? Kurduklarını biliyoruz ama bunda pek de yetenekli değiller maalesef. Eksik ve sorunlu hayaller kuran şirketlerle birlikte gitmekte olduğumuz geleceğin bize neler getirebileceğini hiç düşünüyor muyuz? Peki biz geleceği nasıl kurguluyoruz?

Bu hafta şirketlerin tasarım-kurgularından ve tasarım-kurgu – ideoloji ilişkisinden konuşacağız. Tuhaf Gelecek’ten merhaba!


003’te konuşmuştuk, tasarım-kurgular içerisinde birçok gizli mesajı, arka planda yatan dünya görüşlerini taşırlar. Bunları detaylı bir şekilde okuyarak, bunu yaratan kişinin nasıl bir dünya istediğinin yanı sıra bugünkü dünyayla ne gibi sorunları olduğunu, onda neleri eksik gördüğünü de anlayabiliriz. Bu yüzden tasarım-kurguları incelemeyi hem öğretici hem de eğlenceli bir eylem olarak görüyorum. Bir de bu tasarım kurgular şirketlerin eseriyle, eğlence çok daha büyük oluyor.

Elbette bu şekilde düşünen yalnızca ben değilim. Örneğin Tobias Revell’in “Our Corporate Future” blogu da bundan hareketle ortaya çıkan bir proje. Blog, şirketlerin tasarım-kurgularını acımasız bir biçide eleştiriyor ve bu kurgulardaki boşlukları daha da görünür hâle getiriyor. Blog postlarındaki agresif hava da hem okumasını daha zevkli hâle getiriyor, hem de bazı noktaları daha anlaşılır kılıyor.

Bir diğer buna benzer çalışma da Chris Woebken’in “Icky Futures 2” isimli çalışması. Projeyi çok detaylı bir şekilde incelemeye gerek yok ancak sitesindeki açıklama kısmından şu bölümü alıntılamak istedim:

“Though recently produced, the proposed scenarios have a distinctly outdated feel about them and they appear quite disconnected from how we really are as people and as a society. As an experiment I’ve been colliding the dichotomy of the glossy production of these corporate future vision videos that came out over the course of the past 5 years with my lo-fi (after having a few beers) voiceover commentary describing how these technologies are proposed to fit in our lives.”

Bunlar gibi birçok proje mevcut. Bunların hepsinin de özellikle üzerinde durduğu nokta, bu şirket üretimi tasarım-kurguların ne kadar sorunlu olduğunu ve aslında böyle gelecek hayallerinin bizler için ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatmak.

Benim de bu bölümde yapacağım, bu örneklerin neden bu kadar sorunlu olduklarını ve aslında bizlerin ve toplumun dönüşümünde nasıl etkilerde bulunabileceklerini göstermeye çalışmak olacak. Bununla birlikte bunların altında yatan bazı ‘hastalıklı’ fikirlerin de nasıl kendisini gösterdiklerini anlatacağım.


Tahammül edemediğim kurgu eser biçimlerinden birisi, belirli bir şeyin körü körüne propagandasını amaçlayanıdır. Bunlar genellikle kötü sanatçılık eseri olurlar, kötü bir iskeleti vardır, üfleseniz yıkılacak durumdadır. Şirketlerin ürettiği tasarım-kurgu eserlerinde de gördüğüm işte tam olarak bu. Anlatmak istedikleri, bize vermek istedikleri o kadar bozuk bir temel üzerinde durmaktadır ki, çoğu zaman inanılması bir yana tahammül edilmesi bile imkansız olurlar.

Örneğin Microsoft’un Productivity Future Vision videosuna bakalım (Yeni Medya Kongresi’ndeki atölyeye katılanlar bu videoyu hatırlayacaktır). Videoyu üzerine pek düşünmeden izlerseniz her şey çok güzel görünecek ve belki de sizi heyecanlandıracaktır. Ancak biraz dikkatli bakmaya başladığınızda ciddi sorunların olduğunu ve aslında cevaplanmayan büyük soruların olduğunu göreceksiniz.

Örneğin burada gösterilen teknolojilerin altyapısının nasıl işlediği üzerine biraz düşünelim. Günümüzde dünyanın üçte ikisi hâlâ internete bağlanamıyorken ve dünyanın önemli bir kesiminde hâlâ sağlıklı internet ve elektrik altyapıları yokken bu teknolojilerin bu şekilde çalışmasını nasıl bekleyeceğiz? Ayrıca bu cihazların enerji ihtiyaçları nasıl karşılanmaktadır? Bunların şarjının azalması durumunda nasıl önlemleri vardır? Ani elektrik kesintileri karşısında çalışmaları nasıl koruyacaklar?

Video bunların hiç birisini cevaplamayı gerekli görmüyor. Çünkü yakın gelecekte dünyanın her yerinde, aslında şu anda hiçbir yerde olmayan, bir altyapının kurulmuş olacağını düşünüyorlar. Şu anda İstanbul’un en merkezi ilçelerinin, en merkezi yerinde fiber internet bile alamıyorken, bir dağ başında anlık video görüşme yapıp dergi tasarımını tamamlayacak kadar sağlam bir bağlantımız olacağını düşünmek ne kadar gerçekçi?

Microsoft burada aslında sorumluluğu kendi üzerinden atıyor. Bunlar üzerine düşünmesi gerekenlerin kendileri olmadığının farkındalar, çünkü bunlarla ilgilenmesi gereken devletler ve başka şirketler. Bu videoda bunlara hiç değinmemek de alttan alta “Eğer bu geleceği istiyorsanız, onları düzgün altyapılar kurmaya zorlayın” demek oluyor.

Hadi bunların hepsini bir kenara bırakalım ve işin teknoloji kısmına bakalım. Örneğin bu cihazlar arasındaki iletişimin nasıl bu kadar mükemmel bir şekilde iletişim kurabiliyor ve birlikte çalışabiliyor? Günümüz koşullarında farklı işletim sistemlerine sahip cihazlar arasında iletişim kurmak tam bir baş ağrısı, aynı işletim sistemine sahip cihazlar arasında bile iletişimi sağlamak çok zor olabiliyor. Ama ne hikmetse bu videoda tüm dünyadaki cihazlar mükemmel bir şekilde birlikte çalışabiliyor?

Böyle bir şeyin mümkün olabilmesinin tek yolu, elbette, dünyadaki tüm teknolojilerin Microsoft altyapısını kullanıyor olması. Bu videonun altta verdiği mesajlardan birisi de kaçınılmaz olarak şu: hepiniz bizim teknolojilerimizi kullanırsanız böyle mutlu olursunuz. Ya da daha basit bir dille “Bir gün herkes Microsoftlu olacak”.


insansız-gelecek

Birçok farklı şirket tasarım-kurgusunda benzer noktaları ve daha fazlasını tespit etmek mümkün. Elbette bu eserleri yaratan şirketlere bağlı olarak bazı temel değişiklikler de görülebilir. Örneğin Microsoft için altyapı tamamen onların dünya kurgusunun dışında ve onların alakasının olmadığı bir sorun olarak görülebilir. Ancak söz konusu Google veya Facebook olduğunda bu onların da ilgi alanına giren bir mesele hâline gelmektedir. Google’ın Fiber departmanı ve internetin olmadığı yerlere internet götürme projeleri bunun bir örneğidir. Bu farklı ilgi alanları, onların ideolojik farklılıklarına ve çalışma biçimlerine bağlıdır. Microsoft geçmişten bu yana devletlerle ve ordularla birlikte çalıştığı ve onlarla organik bir bağa sahip olduğu için onların çalışma alanlarına bu şekilde bir girişi uygun görmez ve işin bu kısmını tamamen onların halletmesini bekler. Ancak Google (ve Facebook) ideolojik olarak kendilerini internete tamamen hakim olma ve onun belkemiğine dönüşmek üzerine kurgulamışlardır. Bunu gerçekleştirebilmek için sadece internet ve bilgisayar teknolojileri üretmek yetmez, aynı zamanda altyapıya da sahip olmak, onu yönetecek güce sahip olmak gerekir. Çünkü internetin tamamının sizi kullanmasını sağlamaktansa internet altyapısına sahip olmak daha hesaplı ve akıllıca bir hareket olacaktır.

Şirket tasarım-kurgularının bir diğer önemli sorunu da insansızlık, bir başka deyişle insanın önemsizliği. Bu kurguların çoğunda göreceksiniz ki ya insanlar tamamen kayıp ya da mükemmel bir şekilde hareket eden ‘şeyler’. Oysa çok iyi biliyoruz ki insanlar gerçekte bundan tamamen uzakta, sorunlu ve tuhaf şeyler. Bu kurguları gerçekçilikten uzak kılan en önemli detaylardan birisi de bu aslında. İnsanı hiçbir şekilde anlamamış, her şeyin teknolojiyle çözülebileceğini ve insanların tüm sorunlarının aslında sadece bu teknolojilerin henüz kullanımda olmadığı fikrinden hareket ediyor olmaları. Tüm dünyayı, insanları teknolojiyle mükemmel kılabileceklerini zannediyorlar. Bu da aslında bize bu şirketlerin başındaki ‘dehaların’ aslında en önemli meseleyi anlamayı beceremediklerini çok güzel bir şekilde gösteriyor bizlere. İnsanı anlamaktan aciz kişilerin insanların sorunlarını nasıl çözebileceği de ayrı bir muamma.

Elbette bu şirket tasarım-kurgularında, özellikle İstiflerin kurgularında, dikkatli bir izlemeyle yeni bir tür kolonyalizm görmek de mümkün. Microsoft’un eserinde tüm dünyanın Microsoft ile çalışıyor olması örneğine bakalım mesela. Ya da Facebook’un internet.org projesine bakalım. Bunların hepsi aslında bir yerlere ‘güzelliği, teknolojiyi, gelişmeyi götürmek‘ için çalışıyor. Bunlara sahip olmayan ikinci, üçüncü dünya ülkelerine iyi şeyler götürerek aslında onları kendi altyapılarına bağlamayı hedefliyor. Bir yandan yukarıda bahsettiğimiz gibi “Bizi kullanırsanız her şey çok güzel olur” mesajını veriyor, diğer yandan henüz internetle fazla iç içe geçmemiş toplumlara kendilerini ‘internet’ olarak tanıtmayı amaçlıyorlar. Kimi ülkelerde de bunu ilginç bir biçimde başardıklarını görüyoruz. (Bu yeni nesil kolonyalizm konusuna ilerleyen bölümlerde daha detaylı bir şekilde döneceğiz.)


Şirketlerin gelecek tasarımları daima böyle sorunlu olmaya ve bize kendi zihinlerindeki dünya görüşünü dayatmaya devam edecektir. Bu tasarımları büyük bir hassasiyetle masaya yatırıp incelemek bize yalnızca gelecekte bizi ne gibi tehlikeler beklediğini göstermekle kalmaz, aynı zamanda günümüzde ürettikleri teknolojilerin arka planında yatan fikirleri görmemiz için de büyük bir fırsat verir. Örneğin Microsoft’un tüm dünyada ‘productivity’ için olmazsa olmaz hâline gelme isteğini, günümüzde yaptıkları çalışmalarda da görmek mümkün. Raspberry Pi için Windows 10 versiyonu üretmek, Android için Windows Phone OS ROM’u yapmak ya da sözüm ona Windows’un açık kaynak olabileceğini ima etmek aslında bu konuda adımlar atmaya başladıklarını bize gösteriyor. Çünkü yıllarca sürdürdükleri kapalı kaynak ve sizi kendisine mahkum eden geliştirme taktiğinin bu amaç için zararlı olacağının farkına varıyorlar. Google’ın açık kaynak yazılımlarla nasıl daha çabuk yayılabildiğini fark ettiler ve ellerindeki gücü yayabilmek için bu taktiği kullanmaları gerektiğini biliyorlar. Elbette diğer yandan herkese Windows 10 güncellemesini bir yıl boyunca ücretsiz vermek de bu yayılmacı politikanın bir parçası. Linux işletim sistemlerinden çıkardıkları bu dersi, hâli hazırda mevcut olan kullanıcı kitlesini kaybetmemek için kullanmayı tercih ediyorlar.


post-cyberpunk-distopyada-yaşamak

Gelecek üzerine düşünmek ve gelecek üzerine düşünceleri incelemek oldukça önemli. Bize yalnızca bir takım gelecek modelleri sunmakla kalmaz, aynı zamanda günümüz dünyasını nasıl gördüğümüze ya da gördüklerine dair de ciddi ipuçları verir. Ve gelecek üzerine kurulan her fikir, kurucusunun dünya görüşüyle, ideolojisiyle ve felsefi duruşuyla (kendisi farkında olmasa da) sıkı sıkıya bağlıdır.

Bu yüzden gelecek üzerine kimin ne dediğini, nasıl kurgular ürettiğini takip etmek önemlidir. Bize birçok anlamda fikir verecektir ve aynı zamanda o kişiyi/şirketi/kurumu tanımak için de önemli bir fırsat sağlayacaktır.

Bunun yanı sıra, bizler de gelecek üzerine daha fazla düşünmeli ve daha fazla gelecek kurguları üretmeliyiz. Böyle bir çalışma yalnızca kendimizi ileriye düşünsel olarak hazırlamaya yardımcı olmakla kalmayacak, kendi düşünce yapımızdaki boşlukları ve sıkıntıları da daha iyi görmemize imkan tanıyacaktır. Geleceğe dair düşünürken yaptığımız hatalar, bugünde yaptığımız ama fark edemediklerimizi bize görünür kılacaktır.

Ancak bu gelecek tasarımlarımızın nasıllıklarına da dikkat etmekte fayda var. Şirketlerin tasarım-kurgularındaki en büyük hata, kendi ideolojilerine ve şirket planlarına uygun bir şekilde dünyayı manipüle etmeye çalışmak. Dünyanın kompleks yapısını ve kendilerinden bağımsız hareket eden yapılarını tamamen hiçe sayan ve yutmaya çalışan bir mantıkla üretilmiş eserler. Eğer kendinizi dünya görüşünüze fazla kaptırır ve bu kompleks yapıyı görmezden gelirseniz, sizin tasarım-kurgularınız da bunlardan farksız olmaaycaktır. Bu yüzden geleceğe dair düşünürken asla onun mükemmel ve her şeyin yerli yerinde olacağı bir sistem olarak kurgulamaya kalkmayın. Daima sorunlar, hatalar, sıkıntılar, saçmalıklar, tuhaflıklar ve hepsinden önemlisi insanlar olacak. Bunun bilincinde olarak geleceği düşünürseniz daha gerçekçi ve mümkün bir tasarım elde edebilirsiniz. Diğer türlü sadece ufak bir rüzgarda yerle bir olacak bir ütopyanız, masalınız olur.


BU HAFTANIN OKUMA LİSTESİ
* Good Encryption Doesn’t Make Good Governments – David A. Banks
* Postcards From The Futch – Joanne McNeil
* Designed Conflict Territories – Tobias Revell
* First Hologram Protest in History Held Against Spain’s Gag Law – Revolution News

Bir Cevap Yazın