İçeriğe geç

Tuhaf Gelecek Yazılar

Bitcoin: Bir Ütopya Nasıl Düşmanının Kopyasına Dönüşür?

[Bu yazı ilk olarak Aralık 2017’de yayınlandı. Tuhaf Gelecek arşivlerinde de bulunmasının iyi olacağını düşündüm.]

Ekim 2008’de Satoshi Nakamoto isimli gizemli karakter Bitcoin whitepaperını yayınladığında hayal ettiği şeyler, şu anda Bitcoin denildiğinde aklımıza gelenlerden çok daha farklıydı. Makale yayınlandığında 2008 krizi hâlâ sıcaktı ve insanlar mevcut ekonomik sistemden umudunu kesmiş, daha farklı bir sistem arayışındaydı. Bitcoin tam da böyle bir zamanda, krize sebep olan sorunlara bir çözüm önerisiyle ortaya çıkmıştı. Devletlerin ve bankacılık sisteminin insanlar üzerinde yarattığı baskıya alteratif olabilecek bir sistem öneriyordu. Üstelik tamamen dijital olmasına rağmen nakit paranın hem kolaylığını hem de anonimliğini sağlayabiliyordu.

Ancak her ne kadar anarko-kapitalist bir ütopya olarak başlamış olsa da, sonucu hiç de öyle olmadı. Uygulamaya geçirilmesi ve yaratıcısının fikirlerinin ötesinde gelişmeye başlamasıyla gerçekleştirmeyi hayal ettiği her şeyin zıttı bir projeye dönüştü. Yıkmaya çalışıtğı sistemin bir kopyası oldu. Peki nasıl bu noktaya geldi? 

007: Kara Kutudaki Gelecek

Geçtiğimiz hafta açığa çıkan Volkswagen skandalı, aslında bir süredir üzerine yazmak istediğim önemli bir meseleyi tekrar gündemimize taşıdı. Teknolojinin kontrolsüz ve dengesiz gelişiminin beraberinde getirdiği en büyük risklerden birisini, belki de çoğu insanın hiç beklemediği bir şekilde karşımızda bulduk.

Hatırlamayanlar ya da konuyu tam olarak okuma fırsatı bulamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, EPA Volkswagen’a gönderdiği bir mektupla, yeni nesil dizel arabalarının büyük bir kısmına özel bir yazılım yüklediğini ortaya çıkardı. Bu yazılımın görevi, karbon emisyonu testlerinde hile yapmasını ve normalde çok daha fazla karbon tüketirken, bu rakamı daha az göstererek testlerden geçebilmesini sağlamış. Geçtiğimiz gün öğrendiğimiz üzere, yan markaları olarak adlandırabileceğimiz Audi ve Porsche da bu hileyi araçlarında kullananlar arasında.

Bir şirketin sırf daha fazla para kazanabilmek adına hile yapması veya yalan söylemesi çok da şaşırtıcı gelmiyor olabilir. Ancak bu olayda iki önemli sorun var. İlki, Volkswagen bu hareketiyle hem doğayı hem de insanları büyük bir riske atıyor. Küresel iklim değişikliğinin geldiği boyutları düşündüğümüzde, bu zaten tüm insanlığı riske atan bir hareket. Ancak bunun yanı sıra araçların gerçekte yaptığı aşırı karbon tüketimi yüzünden birçok insanın sağlığının bozulmuş ve hatta bu yüzden hayatlarını kaybetmiş olması da yüksek bir ihtimal. Bu bağlamda Volkswagen’in bu hareketi bir insanlık suçu olarak bile tanımlanabilir.

İkinci ve daha büyük sorun ise teknolojinin, özellikle büyük şirketler eliyle üretilenlerin, denetlemelerden uzak oluşu ve telif hakkı gibi bahanelerle birer kara kutuya dönüştürmesi. Benim asıl üzerine konuşmak istediğim mesele de bu: Teknolojinin kullanıcıları tarafından kontrol ve müdahale edilemez hâle gelişinin ve bu sayede birçok denetimden ve kontrol mekanizmasından kendilerini koruyabilmelerinin bizler için nasıl büyük bir tehdit olduğu ve bunun gelecekte bizleri daha büyük tehlikelere atmasını önlemek için neler yapmamız gerektiği.

[Çeviri] 3D Additivist Manifesto

[3D Additivist Manifesto, daha önce Tuhaf Gelecek’in konuğu ve konusu olmuştu. Üzerine okurken ve çalışırken, manifestonun Türkçeye kazandırılmasının da önemli olacağını düşündüm ve geçtiğimiz haftalarda çevirisine başladım. Çeviri sonunda tamamlandı ve artık yayında. Eğer paylaşmak ya da çıktısını almak için güzel tasarlanmış bir PDF’ini arıyorsanız buradaki linke bakabilirsiniz. -AAS]

The 3D Additivist Manifesto

video manifesto: additivism.org/manifesto
çağrıya cevap ver: additivism.org/cookbook

Morehshin Allahyari & Daniel Rourke, 2015
Türkçe Çeviri: Ahmet A. Sabancı

006: Teknofetişizm, Teknofobi ve Arada Kalanlar

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle Silikon Vadisi’nin büyük katkıları sayesinde, teknolojiyi her alanda bir kurtarıcı olarak görme hastalığı baş göstermiş durumda. Her sorunu tamamen mekanik ve teknik bir meseleye dönüştürmeye ve ona teknolojiyle bir çözüm getirmeye çalışmak her ne kadar cezbedici görünse de, teknolojinin birçok alanda başımızı ağrıtıyor olmasının temel sebeplerinden birisi bu.

Bugün teknofetişizm ve teknofobi arasındaki ince çizgiyi ve felsefenin neden önemli olduğunu konuşacağız.